Son Düş

Köyün divanı önemli bir konu için toplanmıştı. Yeni köy lideri açıklanacaktı ve bu yüzden köyün tüm ileri gelenleri yeni lideri selamlamak ve tanıtmak için bir aradaydı.
“Köyün geleceğini kesinlikle kurtaracak kişi,” dedi biri. Diğerlerinden de onu destekleyen homurtular duyuldu. Hızlıca içeri giren bir haberci:
– Köyün yeni lideri gelmek üzere, hazırlanın!
Herkes pür dikkat girişe dikti gözlerini. Herkes onu bekliyordu, yeni lideri.
Yeni lider büyük bir edayla içeri girdi. Köy tarihinde ilk olarak bir kadın ninja lider seçilmişti ve bu her zaman olabilecek bir olay değildi.
Lider gri tonlarda siyah bir elbise giymişti. Onu beyaz bir atkı örtüyordu. Kızıl saçları ve buğday teniyle güzel göründüğüne şüphe yoktu. Kafasını kaldırarak içeridekilere bir baktı, sonra yanında onunla beraber içeri girmiş yardımcılarına döndü, ardından yavaş adımlarla liderin oturacağı koltuğa doğru yürümeye başladı. Divan üyelerinin yanlarından geçerken ne kadar güzel olduğuna dair söylenenleri duyabiliyordu, hafif bir tebessüm oluştu yüzünde. Sonunda koltuğun olduğu yere geldi ve bir kadın nezaketinde yavaşça oturarak bir elini çenesine götürdü.
Yanında gelen bir yardımcısı boğazını temizleyerek yüksek sesle konuşmaya başladı:
– Köyümüzün yeni lideri Daisy-sama’dır! Kendisi bu görevi layıkıyla yerine getireceğine dair yemin etmektedir! Onun bu görevde başarılı olabilmesi için, hepiniz dua edin!
Divanda bir uğultu başladı. Herkes kısık sesle dua ediyordu. Bu işlem bitince herkes gözlerini tekrar yeni lidere dikti.
Daisy elini çenesinden çekti ve herkesin duyabileceği bir sesle konuşmaya başladı:
– Ben Daisy bu köyün yeni lideriyim. Size layık bir lider olacağıma dair tüm kalbimle yemin ederim. Bunu dedikten sonra yardımcılarından birine kendisini yaklaşmasını işaret ederek onun kulağına bir şeyler fısıldadı. Yardımcısı da onu dinledikten sonra başını kaldırarak içeridekilere baktı:
– Yeni liderimiz hediyelerinizi ve iyi dileklerinizi kabul etmeye hazır olduğunu söyledi. Lütfen buyrun.
Divandakiler yavaşça ayağa kalkarak sıraya girdiler. Hepsi yeni lidere hediyelerini sunmak istiyorlardı.
Köy girişindeki bekçiler günlük rutin işlerini yapıyorlardı. Bir tanesi:
– Bugün oldukça sessiz, ha, dedi. Yanındaki:
– Doğaldır. Bugün yeni lider koltuğuna oturacak. Bu yüzden kimse girip çıkmak istemiyor.
– Haklısın. Böyle sessiz günlerden pek hoşlandığımı söylemem. Sanki bir şeyler olacak gibi hissettiriyor.
Bunu dedikten sonra bir şey duydu. Yanındaki de duymuş görünüyordu.
– O neydi?
– Anlayamadım. Bir kontrol edeceğim…
Oturduğu yerden kalkmaya hazırlanırken bir el onu omzundan tutarak tekrar yerine oturttu. Kafasını çevirip kim olduğuna baktı, kaskatı kesilmişti.
– Sen…! Sözünü bitirememişti ki bir kılıç kafasını kesti.
Diğer bekçi olanı görmüş ve hemen dövüş pozisyonunu almıştı. Karşısında duran mavi kazaklı, mavi eşofmanlı ve takunyalı adam birkaç yıl önce bu köyden kovulan Valentine’den başkası değildi.
– Lanet olası! Ne demeye buradasın?! Bu köyde istenmediğini bilmiyor musun?
Valentine büyük kılıcını belindeki kınına soktu. Gayet sakin görünüyordu.
“Merak etme seni öldürmeyeceğim. Sadece benden birine bir mesaj iletmeni istiyorum,” dedi sakince.
– Lanet herif! Senin için hiçbir şey yapmam ben! Git bir lağım çukurunda geber!
Bunu dedikten sonra boynunda bir bıçak hissetti. Bıçağı tutanın elinden onun bir genç bir kız olduğunu anladı. Kız:
– Valentine-sama ile bu şekilde konuşmaya nası cürret edersin, gerizekalı! Dediğini yap!
– Hah! Sanki ölmem çok umurumdaymış, gibi! Senin kim olduğunu bilmiyorum ama görünüşe göre bu pisliğin adamlarından birisin!
– Ne dedin?!
Elindeki bıçakla onun boğazını kesmek üzereyken Valentine:
– Dur, Levania! Onu öldürürsen başka birilerini de öldürmemiz gerekecek. Öldürmekten hoşlanmadığımı biliyorsun.
– Ama…
– Dur dedim!
– Nasıl isterseniz, Valentine-sama. İyi yırttın, piç kurusu.
Valentine ellerini “yapacak bir şey yok” gibisinden salladı.
– Eğer dediğimi yapmazsan, o kadını daha fazla tutamayacağım. Rica ediyorum beni tersleme ve dediğimi yap. Sadece bir mesaj ileticeksin. O kadar.
Adam biraz yumuşamış görünüyordu.
– Tamam. Dediğini yapacağım ama senden korktuğumu falan sanma.
Bunu dedikten sonra boğazına bıçak dayamış kadına döndü.
– Bu herife çok güvenme bence. Kendisi arkadaşlarını yüz üstü bırakıp kaçma konusunda bir numaradır!
Sonra tekrar Valentine’e dönerek, “Mesajın kime ve ne,” diye sordu.
Valentine takunyalarını yere vurdu.
– Yeni lideriniz, Daisy’e. Onun lideri olduğu bu köyü yerle bir edeceğimi söyle.
Adam hızlıca uzaklaştıktan sonra aniden iki adam daha ortaya çıktı. Onlarda Levania gibi Valentine’in tarafındaydı.
Beyaz bir pelerin giymiş, siyah elbiseler giyen adam başını iki yana salladı.
– Her zamanki gibi yine çok merhametlisin, Valentine!
Valentine gülümsedi.
– Öldürmeyi ya da dövüşmeyi sevmiyorum, ama yine de bu köyden intikamımı alacağım.
– Biliyorum, biliyorum… Bu yüzden senle geldik zaten.
Birkaç yıl öncesi…
– …bu sebepten ötürü, hain ilan edilmene ve idamına karar verildi, Valentine!
Valentine divanda diz üstü çökmüş ve başını yere eğmişti. Karar onu oldukça şaşırtmıştı.
– Saçmalık, tamamen saçmalık. Orada yapabileceğim başka bir şey yoktu. Bu yüzden o şekilde hareket ettim.
– Kapa çeneni, Valentine!
– O halde yapacak başka bir şey yok! Kendimi ölmeye henüz hazır hissetmiyorum. Bu yüzden bu kararınıza uyabileceğimi sanmıyorum.
Valentine belinde asılı duran kılıcına elini götürdü….
Divan dağılmış, Daisy soluklanabilmek için biraz zaman bulabilmişti ki bir anda önünde köyün girişinde görevli bekçilerden biri belirdi. Adam soluk soluğa kalmış gibi görünüyordu. Adam:
– Daisy-sama, sizi böyle rahatsız ettiğim için çok üzgünüm; ama size iletmem gereken bir mesaj var.
Daisy oturduğu yerden doğruldu.
– Ne mesajı?
– Kaçak ninja Valentine’den size bir mesaj efendim.
Daisy bütün vücudunun çekildiğini hissetti.
Birkaç yıl öncesi…
– Kaçıyorsun ha, Valentine?
Valentine bir anlık refleksle kılıcını çekti. Sesin geldiği yöne baktığında Daisy’i gördü. Rahatlamış hissediyordu. Kılıcını tekrar beline taktı.
– Neden buradasın, Daisy?
– Sadece biraz hava almak istedim. Geceleyin gökyüzünü seyretmeyi seviyorum.
– Saçmalık. Orada görebileceğin tek şey parlayan yıldızlar. Biliyor musun, yıldızlar kendileri parlamaz aldıkları ışığı iletirler.
– Senin dediğin daha saçma. Her şeyin altında bir sebep arıyorsun, Valentine!
– Üzgünüm; ama ben bu şekilde eğitildim.
– Tabi, tabi. Bu yüzden şu an kaçıyorsun ya. Orada kimseyi öldürmedin, değil mi?
– Hayır! Öldürmeyi ya da dövüşmeyi sevmem.
– Ne kadar zaman geçerse geçsin aynı kalacaksın, Valentine.
– Boş-boş konuşma. Yolumda bir engel mi olacaksın?
Daisy kafasını tekrar yıldızlara diker.
– Hayır. Ben sadece yıldızları izliyorum. Seni burada görmedim bile.
Valentine gülümser ve bir anda ortadan kaybolur.
Daisy’nin kafası önüne düşer. Gözlerinden akan yaşları göstermek istemiyordur, sanki.
– Aptal herif!

                                                              -Devam edecek-

Yazar: Mad_Kimblee

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s